24/2/2007

VaroluÅŸ - 01 09 2006

Bugün uzun zamandır yapmadığım bir şeyi biraz da tesadüfen yaptım. Sinemadan çıkışta yağmura tutuldum. Gökten boşalırcasına yağan yağmurda adımlarımı genişletmeden, şemsiye kullanmadan ve yağmurdan sakınmadan öylece yürüdüm. Bu durum beni öyle bir yere getirdi ki bunu da uzun zamandır hiç düşünmemiştim!.


Yağmurda öylece yürürken; varlığın (var olmanın, varoluşun) ne kadar güzel, ne kadar anlamlı ve ne kadar da gerçek bir şey olduğunu hissettim. Yağan yağmura, borulardan boşalan gürül gürül suya, merdivenlerden hızla inen ve sanki nereye gideceğini pek bilmese de bilircesine ilerleyen suya ve su yoluna hayran kaldım. Yağmur sesi o kadar güzeldi ki çevredeki tüm trafik gürültüsünü bile bastırdı. Ve gördüm ki doğa karşısında insan bir hiç.. hiçlik içeriyor. Ama var olmak ve bunu hissetmek o kadar güzel ki.. İşte o vakit insanın içinden her şey ile barışası geliyor. Kırgın olduğun arkadaşlarına, bir daha asla görüşmem dediğin sevgililerine, işindeki hasımlarına ve en çok da kendine.. Evet gökten boşalırcasına yağan yağmurda en çok kendimle barışık olduğumu hissettim. Bu çok ender bir durum idi. Çünkü ben kendim ile barışık değilimdir. Varlık olgusu beni buldu, beni benimle buluşturdu ve kendime hayran bıraktı. Kendime hayran oldukça beni var edene de hayran oldum. Şükrettim..


Sonra yaÄŸmurun namelerini daha iyi dinlemek için ara bir sokak bulmak istedim. Çünkü dinledikçe hissediyor, hissettikçe yaşıyor ve yaÅŸadıkça var oluyordum. İşte o an, ‘varlık’ olgusunun tanımı bende böyle idi. Bu duygu öyle bir haz uyandırdı ki bende en kuytu sokaÄŸa gidip yaÄŸmurun sesini dinlemek istedim ve dinledim. O kadar güzeldi ki hiç beklemediÄŸim bir ÅŸey oldu. Ses tanıdık geldi ve hatıralar arÅŸivinden o anı bulup getirdi bana.


Bir Pazar günüydü belki 8 belki 9 yaşındaydım. Ranzanın üst katında gecenin bir vakti geniş bir meydana bakan evimizde idim. Ranzam pencere kenarında idi ve yağmur yağıyordu. Tülün arkasında meydan bulanık gözüküyordu ama puslu sarı lambalar ışığı yarıyor tülden süzülüyor ve resmi canlandırıyordu. Meydanda gölcükler oluşmuştu ve o gölcüklere düşen her yağmur tanesinin sesi şimdi karşımda idi.


Anılardan silinmiş sandığım gerçekliğim beni yeniden var etmişti.


Erol Serhat Kuseyri

01/09/2006

 

 

 

 

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır